Friday, 06 June 2014 01:50

ATİAB’a Afrika’da Başarılar

İlk Sahraaltı Afrika’ya gidişim 2010 senesinin Ocak ayında Güney Afrika üzerinden Namibya’ya oldu. Alman arkadaşlarımın daveti üzer-ine bu ülkeye bir haftalık bir ziyaret yapmaktan büyük keyif alacağımı düşünerek  seyehat  hazırlıklarıma başladım. Ancak daha ilk aşamada Türk  vatandaşlarına  vize uygulandığını (tabi Almanlar için bu söz konusu değil!) ve Namibya’nın Türkiye’de  bir  kontak  noktası olmadığını konsolos ya da fahri kon-solos düzeyinde- öğrendim.  DEİK’ten konuyla ilgili yardım istedim. Kendilerinden aldığım bilgi ilginçti.

 

10964

Namibya vizesini ancak Mısır’dan ya da Güney Afrika’dan alabileceğimi öğrendim. Tabi bunun ne kadar süreceği  de  belli  olmadığından  seyahatimi  bir  türlü  doğru  düzgün planlayamadım. Bu arada aşılar vs. için de gerekli irtibatlarda bulundum. Sonuçta yol güzergâhıma bakarak en doğru yolun Capetown üstünden Windhoek’a gitmek olduğuna karar verdim. Ancak uçak saatleri ve vize alacağım süre o kadar birbirine yakındı ki Capetown’da çektiğim sıkıntıyı size anlatamam. Capetown’da uçaktan inip bir taksi ile şehre indim. Vize alınan yere gelip evraklarımı doldurmak, bankaya para yatırmak, taksi bulup geri dönmek derken Capetown-Windhoek uçuşunu ucu ucuna yakaladım. Şimdi düşünün aynı yere gidecek Alman arkadaşlarınız hiç bu sıkıntılara girmeden direk Frankfurt’tan Windhoek’e uçuyor, siz ise tüm bu sıkıntılara katlanmak zorunda kalıyorsunuz. Orada bulunduğum süreçte güzel bir hafta geçirdim ve bu sıkıntıları başkalarının da yaşayabileceğini düşünerek Namibya yetkilileri ile hem Windhoek’ta hem de onların tavsiyesi üzerine Berlin’de görüşerek bu ülk-eye fahri konsolos olmak için başvurdum. Neticede Ülke’ye fahri konsolos olarak bir ismin atanmak üzere olduğunu yetkililerden öğrendim. Bu güzel gelişmeye sevindim elbette. Ancak  atanan şahsın Namibya’daki fokların (dünyadaki en büyük fok rezervi bu ülkede) derilerini dünyada pazarlayan bir kimse olduğunu öğrenmemle şaşkınlığımı gizleyemedim. Türkiye ile Afrika arasındaki bağları kuvvetlendirmeye çalıştığımız bugünlerde her ülkenin kendine has özelliklerini göz önünde bulundurarak bu ilişkileri geliştirmeliyiz. DEİK bünyesi içerisinde bu çalışmalar tüm hızıyla devam etmekte. Her sene yeni iş konseyleri kurulmakta, ben de bu konudaki çabalara destek vermekten onur duyacağım.
Saygılarımla.

 DEİK Türk – Belçika iş konseyi başkanı

Pınar ECZACIBAŞI

Read 2260 times Last modified on Friday, 06 June 2014 01:55